Cinsel isteksizlik kişinin cinsel fantezilerinde ve etkinliğinde belirgin bir azalma olması ya da bu arzunun tamamen ortadan kalkması halidir. Bu durumun bir sorun olarak kabul edilmesi için cinsel ilginin süreklilik arz edecek biçimde azalması ve kişinin bu durum nedeniyle ruhsal bir gerginlik yaşaması gerekir. Fizyolojik bir engel bulunmadığında isteksizlik genelde ruhsal mekanizmaların bir sonucu olarak öne çıkar.
Arzuyu geri kazanmak adına denenen bazı yöntemler kalıcı bir sonuç vermediği gibi ruhsal yükü daha da artırabilir. Yaygın olarak başvurulan hatalı yollar şunlardır:
Kişinin kendisini cinsel birlikteliğe zorlaması
Partnerin ısrarcı tutumları karşısında boyun eğme
Sadece bitkisel içeriklere veya takviyelere bel bağlama
Sorunu görmezden gelerek paylaşımları tamamen durdurma
Duygusal yakınlık kurmadan mekanik çözümler arama
Bu yaklaşımlar arzunun doğal akışını bozarak kişiyi cinsellikten daha da uzaklaştırabilir.
İstek kaybı yaşayan kişi odağında olsa bile bu durum çiftin ortak iklimini doğrudan etkiler. İlişki içindeki örtük çatışmalar, dile getirilemeyen kırgınlıklar veya tarafların birbirini eş rolünden çıkarıp farklı rollerde konumlandırması isteği söndürebilir. Bu nedenle süreci partnerle birlikte ele almak ruhsal bağın güçlenmesini sağlar.
Toplumda oldukça sık karşılaşılan bu durum özellikle stresli yaşam koşulları ve duygusal yüklerin arttığı dönemlerde belirginleşir. Birçok kişi hayatının belli dönemlerinde arzusunun azaldığını fark eder ancak profesyonel bir bakış açısıyla bu sürecin yönetilmesi kalıcı bir değişim sağlar.
Cinsel isteğim azaldı ne yapmalıyım sorusunun en etkili yanıtı bu sessizliğin altındaki ruhsal nedenleri anlamaktır. Terapi sürecinde arzuyu baskılayan bilinçdışı unsurlar, ilişki dinamikleri ve geçmişten gelen duygusal kayıtlar üzerinde çalışılır.
Profesyonel bir eşlik süreciyle yürütülen seanslarda sonuçlar genelde memnuniyet vericidir. Süreç kişinin ve çiftin ihtiyacına göre planlanarak ruhsal hazzın yeniden inşasına odaklanır.